Yat Limanında Karakol Macerası ve Sintine'de Bekleyiş
Yavuz Baydar
@yavuz.baydar • 39K abone
Sevan Nişanyan, Yunanistan’a tekneyle yaptığı girişte yaşadıklarını Mario Monicelli’nin klasik komedi filmlerine benzeterek anlatıyor: olay baştan sona trajikomik bir fiyaskoya dönüşüyor. Arkadaşının teknede evrakları unutmasıyla işler karışıyor. Yat limanına girdiklerinde, sohbet eden çalışanlar gümrüğe uğramaları gerektiğini hatırlatıyor. Evrakların olmadığını öğrenince panik başlıyor. Pasaportlu arkadaşlar giriş yapmak için karakola giderken, Sevan Bey’i sıcaktan kavrulan teknede, güverte altına saklıyorlar. Karakol sessiz ve terk edilmişken, arkadaşları saatlerce geri dönmeyince en kötü senaryoları düşünüyor: tutuklanma, hırsız sanılma korkusu, denize atlayıp kaçma planları. Ter içinde, polis tarafından yakalanma endişesiyle beklerken, gerçek çok farklı çıkıyor. Kapalı karakoldan dostane polislerin olduğu başka bir yere yönlendirilen arkadaşları güle oynaya dönüyor: çay, kahve, sohbet ve “evrakları yarın getirirsin” rahatlığı. Tüm korku, bir saatlik ecel teriyle kalıyor.