Erdoğan döneminin değerlendirilmesi ve Hitler benzetmesi
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, tek tanrılı dinlerin temel işlevinin, ideoloji üretme rolünü devlet başkanından ayırmak olduğunu belirtir. Bu ayrımla birlikte anlam ve rıza üretme işi “eli kitap tutan” din adamları sınıfına geçmiş; Hristiyan ve Müslüman ülkelerde hükümdarın ideolojik önder olmasına izin verilmemiştir. Buna karşılık İskender ve Cengiz Han gibi figürler, organize tek tanrılı dinin bulunmadığı toplumlarda daha fazla ön plana çıkabilmiştir. Dinin parçalanmaya başladığı 20. yüzyılda ise önce Hristiyan, ardından Müslüman ülkelerde siyasi liderler ideoloji üretme işlevini kısmen üstlenmiştir. Nişanyan, kitlelerin doğal olarak bir “asabiye” (dayanışma bağı) oluşturduğunu ve bunun sembolü olan bir “totem” etrafında toplandığını söyler. Bu perspektiften bakıldığında, hem dini hem ulusal kimlikler birer totem işlevi görür. Türkiye özelinde İslami kimlik zayıfladığında, ortaya çıkan boşluğun etnik Türk ve Kürt milliyetçilikleri tarafından doldurulabileceğini belirtir. Ancak Atatürkçülük gibi akımların, her ne kadar işlevsel benzerlikler taşısa da, mensupları tarafından bir din olarak algılanmadığını ve dinin yerini tam anlamıyla dolduramadığını vurgular.