create notifications

Soykırımın Tanınması ve Türkiye'nin İnkar Politikası

avatar

ReOpen Media Turkish

@ReOpenMediaTurkish • 1.3K abone

4 görüntülenme 8 Ay önce Yapay zeka özeti

Sevan Nişanyan, Ermeni soykırımı inkârcılığının son on yılda daha radikal hale gelmesini değerlendiriyor. Ermeni tarafının 1975 sonrası süreçte iki temel hata yaptığını belirtiyor: meseleyi gürültülü kamuoyu kampanyalarıyla çözmeye çalışmak ve Batı kamuoyu, parlamentoları ile üniversitelerinden medet ummak. Bu yaklaşım Türkiye’de konuyu ‘zehirli’ bir alana dönüştürmüş, Türk kamuoyunun aydın kesimlerinde var olan olgunlaşmanın hükümet katında karşılık bulmasını engellemiştir. Asıl muhatabın hükümet ve karar vericiler olması gerektiğini, Türkiye’nin yönetim kadrolarında akıllı ve ikna edilebilir insanlar bulunduğunu ifade eden Nişanyan, samimi ve sabırlı bir diyaloğun etkili olabileceğini vurguluyor. Soykırım gerçeğiyle yüzleşilmeden Türkiye ile Ermenistan arasında gerçek bir yakınlaşma mümkün değildir. Bu yüzleşmenin önündeki en büyük psikolojik engellerden biri ‘tazminat ödeneceği’ korkusudur; oysa tazminat gerçekçi bir ihtimal değildir. Nişanyan’a göre soykırımı bir olgu olarak kabul ettikten sonra tartışmaya açılabilecek pek çok konu vardır: olayın tarihsel bağlamı, aktörlerin motivasyonları, tarafların hataları gibi boyutlar ele alındığında mesele siyah-beyaz bir çerçeveden çıkıp gevşemektedir. “Kendini Talat Paşa’nın yerine koy” sorusu gibi şaşırtıcı perspektifler, olayın simgesel düzeyden çıkarak insani ve tarihsel bir vaka olarak anlaşılmasını sağlayabilir. Nişanyan, Türkiye’nin 1970’lerde şekillenip kalıplaşan inkâr politikasını cehalet, ahlaksızlık ve Ermeni milletine yönelik doğrudan bir hakaret olarak nitelendiriyor. Ermenistan tarafının “soykırım olmadı” deme ihtimali asla bulunmadığından, Türkiye’nin bu politikayı terk etmesi halinde diğer konularda diyalog kapısının açılabileceğini, ancak ısrarın gerçek bir anlaşmayı imkânsız kıldığını belirtiyor.