Süleyman Döneminde Türk Kavramının Karmaşıklaşması
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
16. yüzyılda Osmanlı'da 'Türk' kavramı oldukça karmaşıktır. Osmanlı padişahları kendilerini hem eski Türk askeri aristokrasisinin devamı (Kaan), hem İslam halifeliğinin (Sultan), İran geleneğinin (Padişah) hem de Roma’nın (Kayser) mirasçısı olarak görür; meşruiyetleri çok katmanlıdır. Resmî dil Türkçe, Arapça ve Farsçadır. Ancak 'Türk' denince genellikle Anadolu’nun kaba, fakat iyi asker olan halkı anlaşılır. Osmanlı yönetici sınıfı, bir yanıyla Türkleri yüceltirken diğer yanıyla küçümser; dönemin yazarları ağır ifadeler kullanır. Evliya Çelebi’de bu ikircikli tavır belirgindir: Hem 'Türk oğlu Türk'üz' der, hem de Türkleri tehlikeli ve kaba olarak nitelendirir. Dolayısıyla 16-17. yüzyıldaki 'Türk' kavramı, 11. yüzyıldakinden çok farklıdır.