İfade Özgürlüğü ve Şiddetle Zararı Önleme Tartışması
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Buradaki soru, iki temel ilkeyi çarpıştırıyor: ifade özgürlüğü ve şiddet yoluyla “zararı önleme” iddiası. Bunu birkaç katmanda ele almak gerekir. Öncelikle, **Kimse söylemi nedeniyle öldürülmemeli** ilkesi, modern hukukun ve insan haklarının temel direklerinden biridir. Bu ilke, düşünceyi açıklama özgürlüğünü korur; rahatsız edici, şok edici veya ileri geri olarak nitelendirilen fikirler de buna dahildir. Bu ilkenin istisnası, uluslararası hukukta son derece dar ve somut olarak tanımlanmıştır: **doğrudan ve yakın bir şiddet tehlikesine yol açan** ifadeler. Bu, ABD Yüksek Mahkemesi’nin meşhur “açık ve mevcut tehlike” (clear and present danger) doktrininde billurlaşmıştır: Bir tiyatroda asılsız yere “yangın var!” diye bağırmak gibi, paniğe ve izdihama anında yol açacak eylemler. **Katastrofiye neden olacağı düşünüldüğünde** ifadesi işte tam bu noktada muğlaklaşır. Buradaki katastrofi tanımı subjektiftir. Bir karikatüristin çizdiği hiciv, bir gruba göre medeniyetler çatışmasına yol açacak bir felaket iken, bir başkasına göre sıradan bir mizah olabilir. Ayrıca, bu düşünceye dayanarak birini vurmak, hukukun temel bir prensibini yok eder: **cezalandırma yetkisinin tekelini bireyin değil, bağımsız yargının elinde olması.** Potansiyel felaket gerekçesiyle kimsenin kendini yargıç, jüri ve cellat ilan etme hakkı yoktur. Böyle bir hak tanındığı an, toplum, herkesin kendi hassasiyetine göre infaz yaptığı bir kan gölüne döner. Dün bir karikatüristi vuran, yarın atmosferi kirleterek iklim felaketine yol açıyor dediği bir fabrika sahibini vurur. Gelelim Charlie Hebdo cinayetinin ardından yükselen ölsün, gebersin, pislik türü nefret dalgasına. Burada ince bir ayrım yapmak gerekir: Birinin ölümüne sevinmek, onun fikirlerine katlanamadığı için öldürülmesini meşru bulmaktan farklıdır; fakat her ikisi de aynı kökten beslenen bir tahammülsüzlüğe işaret eder. Esas sorun, bir insanı sırf çizimlerinden dolayı katledeni bir kahraman gibi gören zihniyettir. Cinayeti kınamak ile öldürülen kişinin fikirlerini veya üslubunu beğenmemek apayrı şeylerdir. Pislik diyerek aslında onun fikirlerini değil, varlığını toptan reddeden bir dil, tam da o katilin kullandığı insanlıktan çıkarma (dehümanizasyon) dilidir. Savunulabilir olan, ifade özgürlüğü kapsamında o karikatüristin yaptıklarını eleştirmek, hatta protesto etmektir. Ama ileri geri konuşanı vurmak hiçbir uygar toplumda savunulamaz. Çünkü kurşun, tartışmayı bitirir; geriye sadece ceset ve korku kalır.