İttihat ve Terakki'nin Liderlik Mücadelesindeki Rolü
Yavuz Baydar
@yavuz.baydar • 39K abone
Sevan Nişanyan, Kurtuluş Savaşı dönemini ve Atatürk'ün liderlik rolünü alternatif tarih perspektifiyle değerlendiriyor. 1918'de ülkedeki tek örgütlü gücün İttihat ve Terakki olduğunu, bu cemiyetin ülke çapında örgütlendiğini, elinde para, silah ve ideoloji bulunduğunu belirtiyor. Aydınların neredeyse tamamının desteğine sahip olan İttihat ve Terakki'nin, Ermeni ve Rumları temizleme hareketini başlattığını, bu ortak iradenin başına da nispeten bağımsız duruşu olan Mustafa Kemal Paşa'nın getirildiğini ifade ediyor. Ancak Mustafa Kemal uygun olmasa sırada Rauf Bey ve Kazım Karabekir gibi isimlerin bulunduğunu vurguluyor. Mustafa Kemal'in beklenmedik şekilde güçlenerek kendisini iktidara taşıyan kadroları tasfiye ettiğini ve kendi tek adam rejimini kurduğunu anlatıyor. 1923'te Mustafa Kemal ölseydi ne olurdu sorusuna ise şu yanıtı veriyor: Dönemin yönetici elitleri arasında merkezi devlet otoritesinin yeniden kurulması ve Batılı yöntemlerle modernleşme zorunluluğu konusunda hiçbir fikir ayrılığı yoktu. Nişanyan, tıpkı Rusya'da Stalin'in doğduğu gibi, Türkiye'de de yokluktan benzer güçlü bir liderin çıkacağını, çünkü devleti yeniden kurma ve modernleştirme gündeminin İttihat ve Terakki'nin net önceliği olduğunu savunuyor. Atatürk'ü farklı kılan unsurun ise arka arkaya zaferler kazanmış bir komutan olarak yarattığı kişi kültü olduğunu, ancak alternatif liderlerin de iktidarı tesis edecek retorik ve sembolizmi üretebileceğini düşünüyor. Yine de alternatif tarih senaryolarının abesle iştigal olduğunu, kişi faktörünün sonuçları nasıl etkileyeceğinin asla kestirilemeyeceğini de sözlerine ekliyor.