ABD'nin Ermeni Soykırımını Tanıması ve Türkiye'nin İnkar Politikası
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan bu konuşmasında, Türklük kavramının 1930'larda icat edilen ideolojik ve ırksal bir tanımdan ibaret olduğu fikrine karşı çıkıyor. Türklerin biyolojik bir ırk olarak tanımlanamayacağını, Anadolu'daki genetik mirasın büyük oranda Rum, Ermeni, Balkan, Arap ve Kürt karışımından oluştuğunu, Orta Asya genetik payının ise yüzde onun altında olduğunu savunuyor. Nişanyan'a göre Türklük, Altıncı Yüzyıl'daki Göktürk İmparatorluğu'ndan beri süregelen bir *egemenlik ideolojisi*, bir *devlet yapılanması* ve bir *yönetici sınıf* kültürüdür. Osmanlı İmparatorluğu'nu da bu geleneğin bir devamı olarak görüyor. Osmanlı'da padişahların dört farklı geleneği (İran, Arap-İslam, Türk-Hakan ve Bizans) birleştirdiğini, ancak egemen askeri sınıfın her zaman Türk olduğunu ve bu sınıfa başkalarının sokulmadığını belirtiyor. Devlet bürokrasisinde gayrimüslimlerin (Ermeni, Rum vb.) uzman olarak bulunmasına rağmen, özellikle 1850 öncesinde üst düzey askeri ve idari yönetici sınıfın tamamen Türklerden oluştuğunu ve gayrimüslimlerin bir Müslümana emir verecek konuma asla getirilmediğini vurguluyor. Sonuç olarak, Türklüğün etnik kökene değil, Türk töresine itaat etme, Türkçe konuşma ve Osmanlı kültürünü benimseme esasına dayalı bir sistem olduğunu; Bu millet koyun sürüsüdür gibi söylemlerin ise tarih boyunca bu yönetici elitin paylaştığı bir görüş olduğunu ifade ediyor.