Tarih Yazıcılığının İktidar Öyküsü Olması
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, tarih yazımının doğası üzerine düşüncelerini paylaşıyor. Mustafa Bozkurt'un, tarihin sadece fatih ve kumandanların hikâyelerinden ibaret olmadığı yönündeki sözlerini ve Bertolt Brecht'in ünlü şiirini hatırlatarak başlıyor. Brecht'in şiiri, asıl işi yapan sıradan işçilerin, krallar gibi anıtmadığını vurgular. Nişanyan, 20. yüzyılın ikinci yarısında yaygınlaşan 'işçi sınıfının tarihini yazma' anlayışının da aslında yeni bir iktidar öyküsü yarattığını; Marksistlerin, geleneksel iktidarların yerine proletarya diktatörlüğünün öyküsünü koyduğunu belirtiyor. Ona göre tarih yazıcılığı her zaman, kaos içindeki olaylardan bir kimlik ve ibret öyküsü çıkaran, iktidarın mitlerini oluşturma sanatıdır. 1950'lerden sonra devrim düşüncesinin modası geçince, tarihçilik anlamını yitirip bürokratik ve sıkıcı bir akademik faaliyete dönüştü. Son 30 yılın tarih kitapları, neden yazıldığı belli olmayan, 'paper yazmak için' üretilen sıkıcı eserlerdir. Nişanyan son olarak, çağımızda yeniden okumaya değer bir tarih yazımının mümkün olup olmadığını sorguluyor.