Tiyatro, opera, Sofokles, Monteverdi
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, uzun süre sinema varken tiyatroyu çağ dışı bulduğunu ancak Şirince'deki tiyatro medresesinde Erdem Şenocak'ın oynadığı, Celal Mordeniz'in sahnelediği tek kişilik bir oyunu izledikten sonra tiyatroya bakışının değiştiğini anlatır. Oyunun büyüleyici performansı karşısında beş kez üst üste izlediğini, oyuncunun yetenek ve zekâsına hayran kaldığını belirtir. Eski Yunan trajedilerinden, özellikle Sophokles'in insan yaşamındaki ahlaki dramları ve çatışmaları benzersiz bir berraklıkla analiz eden yedi oyunundan övgüyle söz eder; Shakespeare’in bu düzeye yaklaşsa da ulaşamadığını söyler. 17. yüzyıldan itibaren müzikle dramın yani operanın öne çıktığını, bu alanda Monteverdi’nin "L'incoronazione di Poppea" ve "Il ritorno d'Ulisse in patria" gibi eserlerinin hem müzikal hem de psikolojik derinlik açısından şaheser olduğunu vurgular. Monteverdi’nin opera türünü icat ederek kültür tarihinde dönüm noktası yarattığını, Jean-Pierre Ponnelle’in yorumuyla bu eserlerin hâlâ izlenebileceğini ekler. Son bölümde, bazı sorulardan bıkkınlık duyduğunu ifade ederek konudan uzaklaşır.