Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi meselesini eleştirel bir bakışla ele alıyor. 15 yıl boyunca tek bir eve girmeden ülkeyi yöneten bir liderin, gerçek seçimlerin olmadığı bir dönemde bu hakkı vermesinin göstermelik olduğunu savunuyor. Türk kadınına ve erkeğine gerçek seçme hakkının ancak 1950'de verildiğini, öncesinin 23 Nisan gösterisi gibi sembolik olduğunu iddia ediyor. Asıl değişimin ise I. Dünya Savaşı sonrası başladığını belirtiyor. Savaşta erkek nüfusunun büyük kayıplar vermesi, kadınların daha önce yapmadıkları işleri üstlenmesi ve otoriteyi temsil eden geleneksel kurumların sorgulanmasıyla birlikte 1919'dan itibaren radikal dönüşümler yaşandı. Kadın eteklerinin kısalması, saçların kısa kesilmesi, evlilik dışı ilişkilerin yaygınlaşması ve caz müziğinin popülerleşmesi bu yeniliklerdendi. Sadece moda değil, eğitim alanında da kritik bir ilerleme oldu. İstanbul Darülfünunu'nda (İlahiyat hariç) kız öğrencilerin erkeklerle aynı sınıflarda okuma hakkı 1920'de kabul edildi. Şaşırtıcı bir şekilde bu karar, işgal altındaki İstanbul'da Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından alındı. Ankara'daki Kuvâ-yi Milliye yanlıları ise İstanbul ve İzmir'deki bu özgürleşme hareketlerini "Türk kadınını rencide eden çirkin davranışlar" olarak lanetledi. Yani ona göre, İstanbul ve İzmir'de başlayan bu toplumsal dönüşüm, Ankara'daki zihniyetten çok daha ileriydi.