Bilgeliğin yeni mecraları
Dr. İsmail Kurun
@IsmailKurun • 7.3K abone
Sevan Nişanyan, üniversitelerin günümüzde artık bilgeliğin mekânı olmadığını, ancak yeni mecraların ne olabileceğine dair net bir cevap veremediğini belirtiyor. Tarihten bir örnekle, 15. yüzyıl sonlarında üniversitelerin muhafazakârlaşmasına tepki olarak akademilerin, Royal Society'nin nasıl ortaya çıktığını hatırlatıyor. Bugün üniversite modelinin bariz biçimde eskidiğini, fakat özel sektörün devasa kaynaklarına rağmen alternatif, deneysel eğitim ve araştırma kurumlarının oluşmadığını; belki de kendisinin farkında olmadığını söylüyor. 1960'lardan sonraki radikal görecelik akımının eğiticinin otoritesini zayıflattığını, diyalog ve tartışma zeminini yok ettiğini vurguluyor. Şirince'deki Matematik Köyü, Tiyatro Medresesi gibi girişimlerle alternatif bir eğitim ortamı yaratmayı denediklerini, fakat gerçek dünyanın sınırlarından dolayı umdukları coşkuyu yakalayamadıklarını anlatıyor. Bu tür oluşumlar için büyük miktarda paranın şart olduğunu ekliyor. İkinci konuda ise, insanın tek bir hayata hapsolmuşluktan duyduğu kederi ve bunu insani hikâyeler toplayarak aşma çabasını dile getiriyor. Bu hapsoluştan kurtulmanın yolunun felsefe, edebiyat, tarih okumaktan ve seyahatten geçtiğini; farklı yaşam tarzlarını görmenin perspektif kazandırdığını belirtiyor. Ancak bu sorgulayıcı tutumun zor ve yorucu olduğunu, çünkü insanların benimsedikleri sınırlı yaşam modelini canları pahasına savunduklarını; onları sorguladığınızda ya da o kalıbın dışına çıktığınızda başta merakla yaklaşsalar da işin vahametini kavradıklarında korkup düşman kesildiklerini ifade ediyor.