1923 Onuncu Yıl Propaganda filmi ve Cumhuriyet heyecanının sınırları
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
10. yıl kutlamaları için hazırlanmış propaganda videosundaki muazzam dinamizm ve kalite hissi, bu işin Rus veya Alman propaganda uzmanlarının elinden mi çıktığı, yoksa Osmanlı’nın son dönemindeki, Cumhuriyet’inkinden daha nitelikli olduğu düşünülen eğitim kurumlarının bir ürünü mü olduğu sorusunu akla getiriyor. Videoda, 1920’lerde ülkeyi yöneten nüfusun belki yüzde beşini oluşturan bir kesimin gerçek heyecanı yansıtılıyor; yıllardır süren çöküşe, gerilemeye ve alaturkalığa “Yeter, her şeyi siliyor, sıfırdan en iyisini kuracağız” diyerek baş kaldıran bir ruh var. Film boyunca İslam’a dair en ufak bir belirti bulunmazken, Atatürk sahneye çıktığında çalan müzik ve genç yüzlere yapılan odaklama, bulaşıcı bir coşku ve inanç yayıyor. Ancak bu heyecan neredeyse sadece o küçük azınlığa aitti; nüfusun büyük kısmı olup bitene seyirci kaldı. Böyle bir reform hareketi zaten sürdürülemezdi ve bu coşku ilk on yılı dahi dolduramadı, esas olarak ilk sekiz yıl sürdü. 1929-30 kriziyle birlikte devlet başkanının gerçeklikle bağının kopması, yozlaşma, yolsuzluk ve etrafında aşırı güç biriktirenlerin “devlet malı deniz, yemeyen domuz” psikolojisine girmesiyle tüm diktatörlüklerin kaçınılmaz belirtileri görülmeye başlandı. Sonuçta, uluslararası bir perspektifle ülkeyi çağdaşlaştırmayı hedefleyen o küçük yönetici sınıf başaramadı; arkalarında eskisinden daha çürümüş, daha geri bir ülke bıraktılar. Bu başarısızlığın kabahati ise ne Tayyip Erdoğan’ındır ne de Adnan Menderes’indir.