Karantina Günlerinde Dekameron Ortaçağ İslam Kültürü
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, karantina günlerinde ne okunacağı sorusuna cevap olarak Boccaccio'nun Decameron'unu öneriyor. 1350'lerde, büyük veba salgınının ardından yazılmış bu eser, taşrada bir araya gelen on arkadaşın anlattığı yüz öyküden oluşuyor. Cesur, hareketli ve renkli bir dünyayı yansıtan öyküler özellikle aşk ve cinsellik konularında son derece pervasız; kadın karakterler ise hırslı, zeki ve şehvet düşkünü olarak çiziliyor. Öykülerin büyük çoğunluğunun Arap-İslam kültüründen, özellikle Binbir Gece Masalları geleneğinden uyarlandığını belirtiyor. Buradan 13.-14. yüzyıl Avrupa'sının İslam medeniyetine olan devasa borcuna geçiyor. Avrupa'nın yüksek yazılı kültürünün, bilimsel birikiminin, üniversite ve tıp eğitiminin temellerinin neredeyse tümüyle Arapça kaynaklardan yapılan sistemli çevirilere dayandığını vurguluyor. Endülüs'te 400 bin el yazmalı kütüphaneler bulunurken, aynı dönemde Avrupa'nın en büyük manastır kütüphanesinde yalnızca 200 kitap olduğunu örnek gösteriyor. Hukuk, felsefe, astronomi ve matematiğin yanı sıra edebi zevklerin, aşk temalarının, müzik modellerinin de İspanya ve Sicilya üzerinden aktarıldığını; Toledo gibi şehirlerin ele geçirildikten sonra bile kitap çevirmek isteyen Avrupalı bilim insanlarının akınına uğradığını anlatıyor. Son olarak bugünkü İslam algısını eleştiriyor: İslam'ın günümüzdeki Selefi yorumdan ibaret olmadığını, yaklaşık beş yüz yıl boyunca dünyanın en sofistike ve en gelişmiş medeniyeti olduğunu hatırlatıyor. Bu medeniyetin çöküp kendini yenileyememesinin sonucunda, bugün ezilmişliğin ve tepkiselliğin ürünü olan çarpık bir dini anlayışın ortaya çıktığını belirtiyor.