Türk-Suriye ilişkileri nasıl bozuldu
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, Suriye'nin Fransız mandası altında sıfırdan inşa edildiğini, Osmanlı'nın üç vilayeti olan Şam, Halep ve Beyrut'tan oluştuğunu ve yönetici kadrosunun tamamının İstanbul eğitimi almış, Türkçe konuşmayı tercih eden, medeniyet merkezi olarak İstanbul'u gören Osmanlı elitleri olduğunu anlatıyor. Asıl çarpıcı tezi ise Türkiye'nin 1938'de Hatay'ı alarak çok daha büyük bir tarihi fırsatı kaçırdığı yönünde. Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık vermeye hazırlandığı dönemde, Türkiye'nin sadece Antakya'yı ele geçirmeye odaklanmak yerine, yeni kurulacak Suriye devletinin hamisi, yol göstericisi ve ağabeyi rolünü üstlenmesi halinde son 80-90 yıldaki birçok beladan kurtulabileceğini savunuyor. Hatay'ın alınmasını ise "yaşı geçmiş bir alkoliğin iktidar gösterisi" olarak nitelendiriyor. Nişanyan, İskenderun konusunda Türkiye'nin taleplerinin makul olabileceğini, ancak dağın arkasında kalan ve doğal olarak Halep'in parçası olan Antakya ile Samandağ'ın büyük çoğunluğu Arapça konuşan bir bölge olduğunu belirtiyor. Burayı almanın, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Türkiye'nin Batı ittifakına yönelik bir şantajının ürünü olduğunu ("Bana Hatay'ı verin, ben Almanlarla ittifak etmeyeyim") söylüyor. Fransa'nın bu duruma ciddi direnmeden, hatta "güle oynaya" razı olduğunu iddia ederek, bunun bilinçli bir plan olabileceğini sorguluyor: Fransa, Türkiye ile yeni bağımsız olacak Suriye'nin yakın ve dostane bir bütünlük içinde olmasını kendi çıkarları açısından bir tehdit olarak görüp, Hatay'ı Türkiye'ye vererek iki ülke arasındaki ilişkiyi ebediyete kadar zehirlemiş olabilir. Nişanyan, Cumhuriyet'in kurucusunun her eyleminin kutsal ve dahiyane olduğu klişesinden sıyrılıp, Hatay'ın alınmasıyla ne kazanıldığı ve ne kaybedildiği sorularını bir arada sormanın gerekliliğini vurguluyor.