create notifications

Çerkes asimilasyonunun farklı boyutları

avatar

Sevan Nisanyan

@NisanyanS • 63K abone

4 görüntülenme 5 Yıl önce Yapay zeka özeti

Sevan Nişanyan, Çerkes asimilasyonu tartışmalarını değerlendirirken herkesin bir ajandası olduğunu ve asimilasyon ile zulmün aynı şey olmadığını belirtiyor. Çerkeslerin 1918-1920 döneminde silahlı güç gösterisine girişerek devlete meydan okuduğunu, bunun sonucunda 1920'lerden 1940'lara kadar şiddetli baskı ve zulüm gördüğünü, ancak aynı zamanda devletin üst kademelerinde (istihbarat, ordu, siyaset) her zaman güçlü bir şekilde temsil edildiklerini ve 'Çerkez' kimliklerini koruduklarını anlatıyor. Bu tuhaf bir denge olarak sunuluyor: bir yanda sürgün ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi, diğer yanda yüksek konumlara erişim. Milli devletlerin, asimilasyonu kaçınılmaz gördüğünü ve Balkan devletleriyle birlikte Türkiye'nin de çeşitli yöntemlerle (köyleri dağıtma, göçe teşvik, isim değiştirme gibi) bunu uyguladığını, ancak Türkiye'nin biraz daha sert yöntemlere başvurduğunu ifade ediyor. Sovyetler Birliği'nin çok uluslu yapıyı farklı bir modelle asimile etme deneyimine değinen Nişanyan, günümüzdeki Çerkes asimilasyonu haberlerinin ardında Sovyet sonrası dönemde NATO ve Türkiye'nin Kafkas halklarına yönelik stratejik ilgisinin yatıyor olabileceğini, bunun 'yarın Rusya karışırsa hangi parçayı toplayabiliriz' düşüncesine dayandığını öne sürüyor.