create notifications

Musa Dağ'da Kırk Gün ve İskenderun sancağı Ermenileri

avatar

Sevan Nisanyan

@NisanyanS • 63K abone

9 görüntülenme 2 Yıl önce Yapay zeka özeti

Sevan Nişanyan bu konuşmasında, Franz Werfel'in "Musa Dağ'da 40 Gün" romanı çerçevesinde İskenderun Sancağı'ndaki Ermenilerin durumunu özetliyor. Romanın, Hatay'ın Samandağ ilçesindeki Musa Dağı yamaçlarındaki yedi Ermeni köyünün 1915 Tehcir emrine karşı direnişini anlattığını belirtiyor. Köylülerin dağa çıkıp 40 gün direndiğini, tesadüf eseri bir Fransız savaş gemisiyle irtibat kurarak kurtulduklarını ve Mısır İskenderiye'de bir mülteci kampında yaşadıklarını aktarıyor. Nişanyan, 1915 olayları hakkında yalnızca bir kitap okunacaksa bunun, gerçek detaylara dayanan ve kendisinin de 1980'lerde son kalan Vakıflı Köyü'nde birebir tanıklarla konuştuğu bu roman olmasını tavsiye ediyor. İskenderun Sancağı'ndaki Ermenileri iki gruba ayırıyor: Güneydeki Musa Dağı (Kesab) Ermenileri çok eski dönemlerden beri orada olan ve anlaşılması zor apayrı bir lehçe konuşan bir topluluk. Buna karşın Dörtyol ve Payas'taki büyük Ermeni nüfusu, 19. yüzyılda modernleşme ve kapitalistleşme döneminde Doğu illerinden gelen göçmenler. Bu göçün yarattığı toplumsal gerilimlerin 1909'da Adana ve İskenderun'da büyük bir pogroma dönüştüğünü ve Dörtyol'daki nüfusun üçte ikisini oluşturan Ermenilerin bu katliamda yok edildiğini, sağ kalanların göç etmek zorunda kaldığını vurguluyor. Bu olayların Musa Dağı'nı etkilemediğini, iki bölgenin (Antakya'nın güneyi ve İskenderun) birbirinden ayrı dünyalar olduğunu sözlerine ekliyor.