Umberto Eco ve Gülün Adı üzerine
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, Umberto Eco'nun 'Gülün Adı' romanının entelektüel derinliği ve tarih bilgisiyle şaşırtıcı derecede iyi, popülerliğine rağmen ender bulunan bir eser olduğunu belirtiyor. Eco'nun sonraki romanlarının aynı parıltıyı yakalayamadığını söylüyor. 1977-78'de Eco'nun öğrencisi olan Nişanyan, onun semiyotik teorisini Hegelci bir bakışla eleştiren uzun bir makale yazmış; asistanı 'gereksiz ukalalık' notu düşse de Eco'dan A aldığını anlatıyor. Eco'yu çok parlak, esprili, geniş kültürlü, sol eğilimli ve güncel kültürü sürekli eleştiren bir hoca olarak tanımlıyor. Eco'nun televizyon yarışma programları üzerine yaptığı ilk akademik çalışmadan yola çıkarak geliştirdiği temel fikrin, hiçbir metnin (roman, felsefe, televizyon programı vb.) tek başına var olamayacağı, diğer metinlerle bir ağ içinde diyalog hâlinde yorumlanması gerektiği olduğunu vurguluyor. Bu bakış açısını 70'ler ve 80'lerin önemli bir kültürel kazanımı sayarken, Derrida, de Man ve Jameson gibi isimlerin işi saçmalığa vardırdığını, buna karşın Eco'nun ayağını yere sağlam bastığını belirtiyor. Eco'nun Orta Çağ felsefesine hâkimiyetle yazdığı 'Gülün Adı'nın yüz milyon satmasını inanılmaz bir başarı olarak değerlendiriyor. Roger Scruton'ın Eco'yu 'duman salmakla', okuru yetersiz hissettirmekle eleştirdiğini aktaran Nişanyan, bu eleştiride doğruluk payı olduğunu kabul etse de Eco'yu sevmeye devam ettiğini ifade ediyor.