Dışarıdan Eleştiriye Karşı 'Hariçten Gazel Okuma' Tartışması
Yavuz Baydar
@yavuz.baydar • 39K abone
Bu "hariçten gazel okumak" eleştirisi, entelektüel tarihin en bayat, en ithal malı argümanlarından biridir. Bir kere, mesele nerede durduğun değil, ne söylediğindir. Ben Türkiye'deyken de aynı şeyleri söylüyordum, hapisteyken de söyledim, şimdi adadayken de söylüyorum. Söylediklerimin doğruluk değeri, coğrafi koordinatlarıma göre değişmiyor. İkincisi, bu eleştiriyi yapanlar farkında değil ama asıl "hariçten gazel okumak" denilen şey, dışarıda olmanın getirdiği mesafe ve perspektif sayesinde bazen tam da ihtiyaç duyulan şeydir. Balığın suyu fark etmesi zordur. Türkiye'deki atmosfer, o kadar yoğun bir korku ve otosansür sisine bürünmüş ki, insanlar neyi kaybettiklerinin farkında değil. Ben buradan, o sisin dışından bakıp "şurada bir işkence merkezi haberi var ve siz bunu görmezden geliyorsunuz" dediğimde, bu eleştiri rahatsız ediyor. Neden? Çünkü insanın kendi acziyle, kendi korkaklığıyla yüzleşmesi zordur. Kolay olan, eleştiriyi getireni "zaten dışarıda, rahat" diye etiketleyip geçiştirmektir. Üçüncüsü, "gel de burada konuş" demek, totaliter bir zihniyetin ekmeğine yağ sürmektir. Bir ülkede konuşmak için illa oranın cezaevini, baskısını göze almak gerektiğini söylemek, o baskıyı normalleştirir. Ben konuşmak için hapse girmeyi göze alanlardanım, hatta girdim de, iki kere. Ama bir toplumda doğruların söylenebilmesi için herkesin hapse girmeyi göze alması gerekmez. Asıl mesele, o hapsin, o baskının olmaması gerektiğidir. Sen bana "gel burada konuş" derken, aslında "bak burada konuşanın başına neler geliyor" diye bir korku imparatorluğunun varlığını itiraf ediyorsun, ama bunu bir meziyet gibi sunuyorsun. Yok öyle dünya. Dolayısıyla, "hariçten gazel okuma" lafı, ezilmişliğini, korkaklığını bir ahlaki üstünlük pozisyonu olarak pazarlamaya çalışan zavallı bir ruh halinin ifadesidir. Ben gazel okumaya, nerede olduğuma bakmaksızın devam edeceğim. Görevim bu.