Akademik Bağımsızlık ve İnternetin Tarih Araştırmasına Etkisi
Tufan Kaya
@atufankaya • 78 abone
Videonun bu bölümünde Sevan Nişanyan, tarih yazımının kaçınılmaz olarak sübjektif ve çıkara dayalı olduğunu, bu durumun tarihçinin işini ve anlatısını nasıl şekillendirdiğini iki ana noktada ele alıyor. Öncelikle, tarihçiliğin "ekmek parası" kaygısıyla yapılan bir meslek olduğunu vurguluyor. Günümüzde bir tarihçinin ayakta kalabilmek için bir kuruma (üniversite, Türk Tarih Kurumu) ya da bir finansörün (Avrupa Birliği gibi) himayesine girmesi gerektiğini belirtiyor. Bu durumun, tarihçiyi ister istemez çalıştığı kurumun resmi ideolojisine veya fon sağlayıcının beklentilerine uygun yazmaya mecbur bıraktığını, aksi takdirde barınamayacağını ifade ediyor. İkinci olarak ise, tüm bu yönlendirmelerin ötesinde, tarihin doğası gereği bir "sanat" olduğunu öne sürüyor. Tarihçinin tıpkı bir manzara ressamı gibi, elindeki verilerle belirli bir bakış açısından bir portre veya hikaye inşa ettiğini söylüyor. Bu açıdan bakıldığında, tarihçinin tarafsız olamayacağını, anlattığı şeyin hiçbir zaman mutlak gerçekliğin kendisi değil, sanatçının yorumu ve kurgusu olduğunu savunarak, bu çıkmazdan nesnel bir çıkış yolu olmadığını ima ediyor.