Almanya ve Fransa'nın Beyin Ölümü ile Kültürel Çöküşü
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, Avrupa'nın gerileme sürecinin 1918'de başlayıp 1945'te hızlandığını savunuyor. Özellikle Almanya örneğine odaklanarak, 18. yüzyıldan 20. yüzyıl ortalarına kadar dünyadaki bilimsel, sanatsal ve entelektüel yeniliklerin üçte birine kaynaklık eden bu ülkenin, 1945 sonrası ekonomik olarak toparlanmasına ve başarılı bir üniversite sistemi kurmasına rağmen tam bir "beyin ölümü" yaşadığını, 70 yıldır yeni hiçbir şey üretemediğini belirtiyor. Fransa'nın da 1960'ların sonuna kadar eski birikimiyle atılımlar yaptığını, ancak 1970'lerden itibaren aynı durgunluğa girdiğini ifade ediyor. İngiltere'nin ise İngilizcenin küresel pazar avantajı sayesinde sinema gibi alanlarda öncü rolünü kısmen koruyabildiğini söylüyor. Nişanyan'a göre Avrupa, entelektüel araştırmacılıkta tamamen durmuş durumda. İnternet, cep telefonu, dijital teknolojiler, sosyal medya ve yeni sanayi atılımlarının hiçbirinde Avrupa'nın adı geçmiyor; bu alanlarda Amerikalılar ve Japonlar öncülük ederken Avrupalılar sadece var olanı taklit edip kaliteli üretim yapmakla yetiniyor. Halbuki Avrupa'nın tarihi, kimsenin gitmediği kıtaları keşfetmek ve dünyayı yeniden yaratma arzusu üzerine kuruluydu. Son yüzyıldır bu dinamizm tamamen yok oldu. Bu geleceğe olan güven kaybının ilk ve en somut sonucu ise demografik çöküş: Geleceğe inancını yitiren toplumlar çocuk üretimini durduruyor ve kısırlaşıyor. Avrupa hızla yaşlanan, yaş ortalaması çok yüksek bir kıta haline geldi. Nişanyan, yaşlı bir toplumdan yaratıcılık ve dinamizm beklenemeyeceğini vurgulayarak, bu tespitlerinin doğru olup olmadığını sorup abartıp abartmadığını sorgulamak için dinleyiciye dönüyor.