Harf ve dil devrimlerinin etkisi
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, harf devrimi (1928) ile dil devriminin (1932) farklı olaylar olduğunu vurgulayarak başlıyor. Harf devrimiyle eski yazının 'bıçakla kesilmiş gibi' yasaklandığını ve bunun, yönetici sınıfların Osmanlı kültürüyle bağlarını radikal biçimde koparmaya yönelik kasıtlı bir politika olduğunu belirtiyor. Bu yaklaşımı, 1930'ların dünyasındaki (Sovyetler, Nazi Almanyası) geçmişi topyekûn silme trendinin daha yumuşak bir versiyonu olarak yorumluyor. Bu radikal kopuşun, eski kültür silinirken yerine yenisinin konulamaması nedeniyle toplumda kültürel bir boşluk yarattığını, geleneksiz ve kişiliksiz bir elit oluştuğunu savunuyor. Bu boşluğun 'cofiel milliyetçilikle' örtülmeye çalışıldığını, sonucun ise bilim, sanat, teknoloji ve şehircilik gibi alanlarda gurur duyulacak özgün hiçbir şey üretememiş bir ülke olduğunu iddia ediyor. Latin alfabesine geçişi doğru bir karar olarak görse de, uygulamadaki sonucu 'zavallı' buluyor. Dil devriminin ise ayrı bir hadise olduğunu ve Türkçeyi ciddi şekilde zedelediğini ('asarsan değil olarak sarsak bir derim hadisesidir') ifade ederek sözlerini tamamlıyor.