Türkiye seçkinlerinin İslam geleneğiyle travmalı ilişkisi
Yavuz Baydar
@yavuz.baydar • 39K abone
Sevan Nişanyan, dinin adalet fonksiyonunu ikna edici bulmadığını, bunu bir cehalet ürünü ve deli saçması olarak gördüğünü ifade ediyor. Ucuz bilim söylemini anlayışla karşılasa da pahalı bilimin daha iyi sonuçlar verdiğini belirtiyor. İkinci olarak, ecdat töresine yönelik bir duyarlılığı olduğunu; yılda bir kez Ermeni Kilisesi'ne gitmenin kendisini iyi hissettirdiğini, bu konuda hakarete tahammül edemediğini ve dinî literatürü okumaktan zevk aldığını, bunun bir aidiyet ve alışkanlık meselesi olduğunu söylüyor. Türkiye'de yönetici seçkinlerin dinle ilişkisini ise trajik buluyor: Geleneksel İslam töresi ağır bir yenilgi ve hezimete uğradığı için, Tanzimat'tan beri egemen olan kesimler atalarının geleneğini gönül rahatlığıyla sürdüremiyor; geçmişlerinden utanıyor ve sevgi-nefret ikilemi yaşıyorlar. Nişanyan, Türkiye'de iyi okullarda okuyan insanların genelde dindar olmadığını, Amerika'da kültürlü insanların kiliseye gitmesine şaşırdığını ve bu farkın tarihî nedenlere bağlanması gerektiğini vurguluyor.