create notifications

Osmanlı’nın iki yönetim stratejisi: Klasik Bizans Havzası vs. Kürt, Arap, Acem coğrafyası

avatar

Serbestiyet

@serbestiyetcom • 31K abone

4 görüntülenme 11 Ay önce Yapay zeka özeti

Sevan Nişanyan, Osmanlı Devleti'nde 1481 sonrası iki farklı yönetim stratejisi ortaya çıktığını belirtiyor. 1481'e kadar Balkanlar ve Anadolu'da Roma tipi merkezi bir idare uygulanmaya çalışılmış. Yavuz Sultan Selim'in Doğu fetihleriyle Mısır, Kürt, Arap, Acem ve Gürcü coğrafyası devlete eklemlendiğinde, bu bölgelere aynı merkezi yapı tatbik edilememiş ve doğu tipi feodalizm zorunlu olarak benimsenmiş. Balkanlar'daki merkezi idarenin gücü sorulduğunda Nişanyan, gücü vergilendirme kapasitesi olarak tanımlıyor. Dağlık bölgeler (Arnavutluk, Karadağ gibi) ovadaki tarımı tehdit etmedikleri sürece kendi haline bırakılsa da Rumeli, Osmanlı'nın başlıca vergi kaynağı olduğu için efektif bir şekilde vergilendirilmiş. Doğu'da ise Yavuz Sultan Selim ve Kanuni döneminde Kürt beyliklerinin (sayıları 26 ile 50 arasında değişen) varlığına dokunulmamış. Diyarbakır ve Van'a atanan paşalar, beylikler üzerinde denetleyici bir rol üstlenmiş; bu beylikler kendi askerlerini ve vergilerini toplamaya, makamlarını babadan oğula hak olarak devretmeye devam etmiş. Ancak 18. yüzyıla gelindiğinde bu kontrollü feodalite kontrolden çıkmış, paşalıklar da yerel Kürt hanedanlarına dönüşmüş. Örnek olarak Muş Beyi Alaaddin Paşa'nın Osmanlı ordularını yenerek bağımsızlaşması ve İshak Paşa Sarayı'nın (Mahmut Paşa Berazi tarafından yaptırılan) Topkapı'ya bir meydan okuma niteliğinde inşa edilmesi anlatılıyor.