İran İslami rejiminin geleceği ve değişim ikilemi
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, İran'daki İslami rejimin geleceğini, değişim rüzgarları karşısında rejimlerin temel ikilemi üzerinden tartışıyor. Bir toplum çağın akışına ters düştüğünde iki seçenek olduğunu belirtiyor: ya direnip sertleşmek ya da özünü kaybetmeden reform yapmak. Katolik Kilisesi'nin 1960'lardaki modernleşme çabasının başarısız olduğunu öne süren bir arkadaşının aksine, direnmenin de her zaman işe yaramadığını (örneğin Çarlık Rusyası) savunuyor. Bu ikilemin evrensel olduğunu, her toplumun bu iki kutup arasında bölündüğünü ve genel geçer bir cevabı olmadığını vurguluyor. İran özelinde ise rejimin kolay kolay devrilmeyeceğini düşünüyor. Mollaların, kırsal kesime ve alt gelir gruplarına insanca yaşam koşulları ve fırsatlar sunarak güçlü bir halk desteği sağladığını belirtiyor. Buna karşılık, eğitimli, dünyayla bağlantılı, yükselme hırsı olan kesimlerin yaşam tarzı baskılarından ve Molla oligarşisinden ciddi şekilde bunaldığını tespit ediyor. Bu durumu, Sovyetler Birliği'nin son dönemlerinde Komünist Parti'ye karşı oluşan 'yeter artık' duygusuna benzetiyor. Rejimin ayakta kalmasına rağmen bazı konularda yumuşamanın şart olduğunu, özellikle yaşlı lider Ayetullah'ın yerine bir kuşak değişiminin gerektiğini savunuyor. Ancak mevcut uluslararası baskıların ve Ukrayna Savaşı konjonktürünün bu yumuşamayı zorlaştırdığını, en iyi ihtimalle kendi haline bırakılıp liderin ölümünün beklenmesiyle kendiliğinden bir evrimin yaşanabileceğini söylüyor. Dışarıdan zorlamanın bir faydası olmayacağını düşünüyor.