AİHM'e Başvuru ve Kararın Hukuki Değerlendirmesi
Mercek Altı
@kuleli • 2.5K abone
Sevan Nişanyan, dinin bir baskı aracı olarak kullanılmasına karşı olduğunu ve bahse konu mahkeme kararının bunun tipik bir örneği olduğunu belirtiyor. Bu kararla hukuki yollardan mücadele edilmesi gerektiğini, ancak strateji ve taktiklerini burada tartışmak istemediğini söylüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) bir temyiz makamı olmadığını, sadece haksızlığı tespit edip tazminata hükmedebileceğini vurguluyor. Mevcut kararın kesinleşmesi halinde, AİHM'in bu kararı Türkiye'ye ciddi zarar verecek şekilde mahkum edeceğinden kuşkusu olmadığını ifade ediyor. Asıl amacın tazminat değil, bir ilkenin tescil edilmesi olduğunu belirten Nişanyan, mahkemenin verdiği bu kararı AİHM içtihatlarına ve insan hakları hukukuna karşı pervasız ve fütursuz bir meydan okuma olarak nitelendiriyor. Bu kararı veren hâkim veya savcının gözünün dönmüş olabileceği gibi, arkasında ciddi bir politik kararlılık ve irade olabileceğini de sorguluyor.