6-7 Eylül Olayları ve Gayrimüslimlere Yönelik Politikalar
Bahattin Çağdaş
@BahattinÇAĞDAŞ • 21K abone
Osmanlı döneminde Müslümanlık, son derece belirgin bir elit eğilimine sahip, yönetici sınıfın dinidir. Halk cahil kabul edildiği için yeterince Müslüman sayılmaz; dini tanımlama yetkisi üç dili iyi bilen, okumuş uzmanlara aittir ve bu anlayış 19. yüzyıla doğru giderek daha aristokrat ve elitist bir tını kazanır. Bu zümre, yüzyıllar boyunca Müslümanlığın özünü belirleme tekelini elinde tutar, halkın dini pratikleri ise eksik veya hurafe karışmış olarak görülür. Kemalizm sonrası Cumhuriyet döneminde ise bu elitist yapı tersine döner. İslam devlet kontrolüne alınır ve Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla laik devletin atadığı bürokrat-din adamı sınıfı, halka “doğru” İslam'ı öğretme misyonu üstlenir. Osmanlı'daki ulemanın rolünü devralan bu yeni seçkinler, halkın dinini modern, akılcı ve hurafelerden arındırılmış bir anlayışla ıslah etmeyi hedefler. Özetle, iki dönemde de merkezî otoritenin tanımladığı elit İslam ile halkın yaşadığı popüler İslam arasında hiyerarşik bir gerilim sürmüş; bu hiyerarşi Osmanlı’da irfan temelli bir aristokrasiye, Cumhuriyet’te ise bürokratik-ideolojik bir temele dayanmıştır.