create notifications

Rıza Nur ve Hatıraları

avatar

Sevan Nisanyan

@NisanyanS • 63K abone

5 görüntülenme 3 Yıl önce Yapay zeka özeti

Bu, tarihsel ve politik bir konu olduğu için insanların kafasını kurcalayan, sürekli sorulan sorulardan biri. Konuyla ilgili özet değerlendirmem şu şekilde: Rıza Nur’un hatıralarının sahte olduğu iddiası, büyük ölçüde politik bir refleks. Bu iddiayı ilk ortaya atan, yanılmıyorsam Nihal Atsız’dı ve gerekçesi de "Rıza Nur gibi bir Osmanlı efendisi böyle açık saçık, kaba şeyler yazmaz" düşüncesiydi. Bu tamamen bir yakıştırma ve yanlış bir çıkarımdır. Çünkü o dönemin Osmanlı aydınlarının özel yazışmalarına veya günlüklerine bakarsanız, bugünün ahlak anlayışına uymayan birçok şey görürsünüz; bu onların sahte olduğunu göstermez. Bu tartışmayı bitiren olay, hatıraların orijinal elyazmasının ortaya çıkmasıdır. Malum, Rıza Nur bu hatıraları İngiltere’de British Museum’a, ölümünden belirli bir süre sonra açıklanması kaydıyla bırakmıştı. Elyazmasının bulunmasıyla sahtelik iddiası geçerliliğini yitirdi; bugün o belgeler neredeyse hiçbir ciddi tarihçi tarafından toptan sahte kabul edilmez. Peki Rıza Nur ve Atatürk meselesine nasıl bakıyorum? Rıza Nur’un, Atatürk’e karşı hastalıklı denebilecek düzeyde, yoğun bir nefret beslediği açık. Bu nefretin arkasında, devrimci olarak kendi önünün tıkanmış olmasının ezikliği var; bakanlık yapmış, önemli işler başarmış ama devrimin lideri olamamış olmanın yarattığı bir kıskançlık ve hınç bu. Atatürk’e dair anlattığı birçok olay, özellikle özel hayata dair dedikodular, kendi kafasında kurguladığı veya başkalarından duyduğu dedikodulara dayanıyor, bunların tarihsel bir değeri yok. Ancak hatıralar tamamen çöp de değildir. Özellikle Kurtuluş Savaşı’nın perde arkasına, Meclis’teki hiziplere, Ruslarla ilişkilere dair verdiği bilgiler, birinci ağızdan tanıklık olarak son derece değerlidir. Bu belgeleri kullanırken tarihçinin işi, içindeki histerik nefreti ve dedikoduları ayıklayıp, olgusal bilgiyi almaktır. Zaten eleştiri de burada: Türkiye’deki resmi tarih, bu ayıklamayı yapıp yararlı kısmını kullanmak yerine, sırf Atatürk’e küfür var diye hatıraları tamamen yok saymayı veya karalamayı tercih etti. İnsanların bu soruyu sürekli sormasının nedeni de bu: ortada bir tabu olunca, halk arasında sürekli "acaba ne var, doğru mu?" merakı canlı kalıyor. Yani hatıralar sahte değil; ancak yazarının patolojik nefretiyle malul, bu yüzden her satırının ciddi bir süzgeçten geçirilmesi gereken metinlerdir.