Kuşbakışı Osmanlı
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Osmanlı başa geçtiğinde, 15. yüzyıl başında egemen olduğu Doğu Akdeniz coğrafyası, İtalya ile aşık atan, dünyanın sayılı zengin, kültürel ve sosyal açıdan ileri bölgelerinden biriydi. Şehirleşme oranı, edebi üretim ve eğitim kurumları bakımından Batı ile benzer seviyedeydi. Ancak aradan dört-beş yüz yıl geçip 19. yüzyıl sonuna gelindiğinde, aynı coğrafyada taş devriyle karşılaşılır; eğitsel düzeyi sıfıra inmiş, kültürel üretimi mahvolmuş, suyu çıkarılmış, tükenmiş bir manzara ortaya çıkmıştır. Osmanlı hakkında bilinmesi gereken temel bilgi budur: gelmiş, çökmüş ve bitirmiştir. Bu çöküşte ticaret yollarının değişmesiyle Anadolu ve Doğu Akdeniz limanlarının darboğaz olmaktan çıkması başrol oynamış; şehirler küçülmüş, taşra büyümüş, devlet bütçesi kısıtlanmış ve en ince ayrıntıya kadar kontrol üzerine kurulu totaliter merkeziyetçi yapı çökmüştür. Tarımsal üretim düşmüş, köyler boşalmış, göçebelik ve eşkıyalık egemen hale gelmiştir. Sonuç olarak dünyanın en zengin coğrafyalarından biri, en sefil coğrafyalarından birine dönüşmüştür. Osmanlı’nın çok dinli, çok dilli, kozmopolit ve yatay olarak tabakalanmış sosyal yapısına 19. yüzyılda Avrupa modelinin giydirilmeye çalışılması korkunç felaketlere yol açmıştır. Bu noktada, insanca yaşam biçimi sunması nedeniyle aklı başında insanların bile bu akıl dışı devlet yapısını savunmak zorunda kaldığı bir durum oluşmuş; fakat temel gerçek değişmemiştir: Osmanlı, serveti har vurup harman savurmuş ve tüketmiştir.