Üniformalı Kimlikler ve Devletin Kapalı Devre Yapısı
Bahattin Çağdaş
@BahattinÇAĞDAŞ • 21K abone
Sevan Nişanyan, Türkiye’deki yönetimi anlatırken asıl kararları üniformalılar, askerler, istihbarat ve dışişleri kadrolarının aldığını; Müslüman kitle ile kültürlü azınlık arasındaki çatışmanın bir “Karagöz-Hacivat” gölge oyunu olduğunu söylüyor. Devletin gerçek kadrosu Atatürkçülüğü faydalı bir tutkal olarak benimseyen, “ayak takımı bizim işimize karışmasın” anlayışındaki resmî çevrelerdir. 1950’de çok partili demokrasiye geçilmek zorunda kalınca, bu oligarşik-bürokratik yapı, halkı kısmen siyasete dahil etmek için Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP ve AKP gibi aracı partileri kullanmıştır. Bu partiler, devlet yönetimini kamufle edip halka sınırlı tavizler veren kurumlardır. Nişanyan’a göre Türkiye’de hiçbir grup tamamen dışlanmaz; her birine “burada kal” denilerek belirli bir alan tanımlanır. Aleviler belli devlet kadrolarına girebilir, Meclis’te kontenjanları vardır; Kürtler de benzer bir çerçevede tutulur. Müslüman cemaatler (Süleymancılar, Nurcular vb.) de kendilerine ayrılan sınırlar içinde baskıya uğramaz, ancak o alanın dışına adım attıklarında sert tepkiyle karşılaşırlar. Sohbet, bu sınırın nerede olduğu sorusuyla (eğitim, üniversiteler, basın) devam ederken kesiliyor.