create notifications

Osmanlı İmparatorluğu'nda kölelik uygulamaları

avatar

Sevan Nisanyan

@NisanyanS • 63K abone

5 görüntülenme 4 Yıl önce Yapay zeka özeti

Sevan Nişanyan, köleliğin geçmişte tüm insan toplumlarında temel bir kurum olduğunu, Yeni Gine'nin ilkel kabilelerinden Antik Yunan ve Roma'ya, İslam hukukundan Osmanlı'ya kadar her yerde var olduğunu belirtiyor. Osmanlı'da kölelik çok yaygındı; Evliya Çelebi gibi isimler bile gelirini köle ticaretinden sağlıyordu. İstanbul'da köle pazarları vardı ve 19. yüzyıla kadar sürdü. İslam hukuku köleliği ayrıntılı biçimde düzenlemişti. 17-18. yüzyıllarda Avrupa'da kölelik, endüstriyel boyuta ulaşarak insanlık dışı bir hal aldı; gemilerle taşınan binlerce köleyle büyük tarım işletmeleri kuruldu. İngilizler 1820'lerden itibaren köleliği kaldırmak için mücadele etti ve insanlık tarihinde ilk kez tamamen yasakladı. Osmanlı'da ise 1840'ta köle ticareti yasaklandı ama İslam hukukuna aykırı olacağı için kölelik kurumu hiçbir zaman resmen kaldırılmadı; sadece ticaret engellenerek zamanla azaldı. Zengin ailelerin köle ve cariyeleri 20. yüzyıl başına kadar varlığını sürdürdü. Türkiye'de kölelik hukuken ancak 1927 Medeni Kanunu ile kalktı, ancak eski köleler 1970'lere kadar Boğaziçi konaklarında yaşamaya devam etti. Batıdaki solcuların yalnızca batının köleliğini vurgulayıp diğer bölgelerdeki köleliği görmezden gelmesine gelince, bu muhtemelen batı sömürgeciliğine ve kapitalist kölelik modeline odaklanan ideolojik bir seçicilikten kaynaklanıyor; oysa Nişanyan'ın anlatımı, köleliğin evrensel ve çok daha eski bir olgu olduğunu, batıya özgü olmadığını ortaya koyuyor.