Osmanlı'da Zorunlu Askerlik ve Gayrimüslimlerin Durumu
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Vehbi Koç'un, Türklerin askere gidip öldüğü, gayrimüslimlerin ise bedel ödeyerek askerlik yapmadığı, ticaretle zenginleşip güzel yerlerde yaşadığı yönündeki sözlerinin Ankara özelinde belirli sınırlar içinde doğru olduğu belirtiliyor. Ancak bu durum, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki zorunlu askerlik sisteminin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Osmanlı'da başlangıçta profesyonel ve kazançlı bir meslek olan askerlik, 17. yüzyıldan itibaren babadan oğula geçen bir yapıya dönüşmüştü. Savaş ganimetleri, vergi muafiyeti gibi avantajları vardı. Ancak 18. yüzyılda Osmanlı'nın yenilgileriyle birlikte büyük ordu beslenemez hale geldi ve bölgesel beylerin ordularına bel bağlandı; bu ordular çıkarlarına uymayınca savaşı terk ediyorlardı. Napolyon savaşları döneminde bunun sürdürülemeyeceği anlaşıldı ve zorunlu askerliğe geçildi. İşte tam bu noktada, İslam Hukuku gereği gayrimüslimlerin silah taşımasının ve emir vermesinin yasak olması ve devletin kendi sınıfsal egemenliğinden taviz vermek istememesi nedeniyle, 1830'larda başlayan evrensel vatandaş askerliğine gayrimüslimler dahil edilmedi. Sonuç olarak Vehbi Koç'un anlattığı eşitsiz yapı ortaya çıktı; ancak yazarın vurguladığı asıl mesele, bu tarihsel gerçeklikten gayrimüslimlerin mallarını yağmalama hakkı gibi ahlaki bir çıkarım yapılamayacağıdır.