Tanrı fikri insanın DNA'sından mı gelir?
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, Tanrı fikrinin insan DNA'sından gelip gelmediği sorusuna 'hayır' yanıtını vererek başlıyor. İnsan doğasında, tüm toplumlarda görülen; ölmüşlerin ruhlarına, hayali varlıklara ve görünmeyene inanma eğilimi olduğunu belirtiyor. Bunun temelinde yatan psikolojik ihtiyaçları üçe ayırıyor: sevilen kişilerin ölümle yok olduğu fikrini kabullenmenin zorluğu, sürekli olarak başkalarıyla diyalog halinde olma ve onlar tarafından anlaşılma ihtiyacının fiziksel olarak var olmayan varlıklarla da iletişim kurma isteği doğurması ve kişinin kendi kimliğini ecdadı üzerinden tanımlama eğilimi. Ancak Nişanyan, 'tanrı' ve özellikle 'tek tanrı' kavramının bu doğal eğilimlerin tam tersi bir işleyişe sahip olduğunu vurguluyor. Tek tanrıcılığın, manevi âlemi daraltarak muhatap alınan ruh sayısını azalttığını söylüyor. Bu olgunun insanlık tarihinde çok geç, ancak yazı kültürü ve merkezi krallık düzeninin ortaya çıkmasıyla birlikte, son 2500 yılda geliştiğini belirtiyor. Tek tanrı fikrinin, siyasi bir egemenin toplum üzerindeki otoritesinin manevi yansıması olduğunu, hangi ruhların ve tanrıların kabul edilebilir olduğuna devletin karar verdiği bir yapıya denk düştüğünü ifade ediyor. Dolayısıyla, insanlığın 300.000 yıllık geçmişinin ancak çok küçük bir bölümüne ait bu örgütlenme biçiminin, insanın doğuştan gelen biyolojik yapısından (DNA'sından) kaynaklanmasının mümkün olmadığını kesin bir dille savunuyor. Son olarak, 21. yüzyılda bu mitolojinin tatmin edici bir toplumsal karşılığının kalmadığını düşündüğünü belirtiyor. İnsanoğlunun hayali dostlar ve egemenler tahayyül etme serüveninde yeni bir aşamaya gelindiğini; eski Yunan, Asur ve Sümer tanrıları gibi, günümüzün tanrı kavramlarının da yavaş yavaş ortadan kalkarak yerlerini yeni bir tür sanal varlık veya mitoloji anlayışına bırakacağını öngörüyor.