Türkiye'deki Arap İsimleri ve Kültürel Kimlik Tartışması
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, Hüseyin isimli bir izleyicinin "Arap seviciliğinden kurtuluş nasıl olacak?" sorusuna verdiği yanıtı paylaşıyor. Nişanyan, çarpıcı bir çıkış noktası olarak, "Adınızı değiştirmekle başlayabilirsiniz belki" diyor ve Hüseyin'in Arapça kökenine dikkat çekiyor. Türkiye'de en yaygın 33 ismin (Mehmet, Fatma, Ali, Ayşe, Mustafa vb.) neredeyse tamamının Arapça olduğunu ve bu isimlerin ülke nüfusunun büyük bir kısmını kapsadığını belirtiyor. Ona göre çocuklara isim vermek, bir toplumun en derin kültürel davranışıdır ve çocuğunu "Mehmet" ile damgalamak, farkında olmadan Araplığın en derin kabulüdür. İslam'ı "Arap milli ideolojisi" olarak tanımlayan Nişanyan, Tanzimat sonrası Türk elitinin "Biz Avrupalıyız, Arap değiliz" savunusunun, köklerle yüzleşmeyen bir yalan olduğunu savunuyor. Bu tespitin ardından isimlerin anlam dünyasına inen Nişanyan, Arapça isimlerin sevgi, sadakat, cesaret gibi yüksek insani değerleri yansıttığını; buna karşılık 1930'lardan sonra icat edilen "Öztürkçe" isimlerin ise ırk üstünlüğü, savaş ya da basit cinsiyet rolleri üzerine kurulu olduğunu söylüyor. Bu yeni isimleri "bildiğin Nazi ideolojisi" ve "utanç verici" olarak niteliyor. Osmanlı dönemindeki Dursun, Yeter gibi halk isimlerini mütevazı bulurken, Cumhuriyet'in eski dini kültürü silip yerine koyduğu şeyin tam bir fiyasko olduğunu; topluma bir yandan batılılık cilası sürülürken, aslında aşağıda bir faşizm vahşeti yaratıldığını iddia ediyor.