Tüm aydınlar hapse girer mi
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, aydınların (entelektüellerin) niteliğinin hapiste geçirilen süreyle ölçülüp ölçülemeyeceği ve hapse düşmemiş yazarların samimiyetinden şüphe edilip edilemeyeceği sorularına tarihsel bir perspektifle yanıt veriyor. Nişanyan'a göre entelektüel, resmî yetkisi olmaksızın salt düşünce gücüyle toplumu etkileyen, çıkarların üstünde evrensel akılla eleştiren bir toplumsal sınıftı; ancak bu sınıf, Avrupa'da 1720'lerde başlayıp 1980'lerde, Türkiye'de ise Tanzimat'tan (1860'lar) 2000'lere kadar süren belirli bir tarihsel dönemin ürünüydü. Günümüzde böyle bir sınıf artık yoktur. Devletler, ustalaşan yöntemlerle entelektüelleri satın alarak, marjinalleştirerek ya da eğlence metasına dönüştürerek etkisizleştirmiş; daha kaba devletler ise onları hapsetmiş veya susturmuştur. Türkiye'de Ahmet Altan bu sınıfın son kalan örneğiyken onun da susturulmasıyla defter kapanmıştır. Bugün zulüm gören Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibi isimler, eskinin ahlaki önder entelektüellerinden farklı olarak sıradan siyasi zulüm kurbanlarıdır. Dolayısıyla hapse girme, entelektüel kalitenin ölçütü olmaktan çıkmış, dönemin koşulları içinde anlamlı bir göstergeydi.