İranlıların cömertliği ve konukseverliğinin kültürel temelleri
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, İkinci Dünya Savaşı sonrası altın standardının kalkmasıyla başlayan karşılıksız para basma ve kredi sisteminin toplumların can damarını kuruttuğunu belirtiyor. İran'ın başarılı sanat eserleri üretmesinin ardında yoksulluğun ve işlemeyen kredi sisteminin yattığını vurguluyor. Asıl çarpıcı olanın ise İran'daki her kesimden insanın –orta sınıf dahil– olağanüstü derecede nazik, misafirperver ve cömert olması olduğunu söylüyor. Bu cömertliği, "almaktan çok vermeye değer vermek" ve insanı her türlü çıkar hesabının ötesinde mutlak bir değer olarak görmek şeklinde tanımlıyor. Batı kültüründeki sözleşme ve çıkar dengesi mantığının aksine, İran filmlerinde bu "verme"nin ve insanın hesaba sığmayan değerinin hissedildiğini, bunun da aşkıncı (transandantalist) bir temele işaret ettiğini, ancak bunun illa tanrıcılık veya spiritüalizm olmadığını ifade ediyor. Son olarak, bu hümanizmin Şii kimliğinden, özellikle Kerbela direniş kültüründen beslenip beslenmediği sorusunu ortaya atarak tartışmayı bu bağlamda derinleştiriyor.