create notifications

İnönü'nün Savaş Stratejisi, Varlık Vergisi Tartışması ve 1950 Sonrası Kariyeri

avatar

Sevan Nisanyan

@NisanyanS • 63K abone

7 görüntülenme 5 Yıl önce Yapay zeka özeti

Sevan Nişanyan, Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'na girmeyerek felaketten kurtulmasının doğru bir karar olduğunu savunuyor. O dönem Türk ordusunun içler acısı haliyle savaşa girmenin müttefiklere yarardan çok zarar getireceğini, Yunanistan, Yugoslavya ve Polonya gibi savaşa girip yıkıma uğrayan ülkelerin çektikleriyle kıyaslandığında savaş sırasında Türkiye'deki ekmek karnesi ve jandarma baskısı gibi sıkıntıların çok hafif kaldığını belirtiyor. Asıl ilginç noktanın ise Birinci Dünya Savaşı'ndaki açlık, salgın ve yıkıma rağmen İttihat ve Terakki yöneticilerinin halk tarafından hâlâ hayırla anılmasına karşın, İkinci Dünya Savaşı'nı karaborsa ve yoklukla atlatan İsmet İnönü yönetiminin nefret konusu olması olduğunu vurguluyor. Nişanyan'a göre bunun sebebi, Birinci Savaş'ta halkın öfkesinin gayrimüslimlere yönlendirilerek azınlık mallarına el konulmasından doğan muazzam servet transferiyle iktidarın popüler kalabilmesidir. İkinci Savaş'ta ise artık soyulacak post kalmadığı, toprak kaybı korkusu olmadığı ve Amerikalılara muhtaç olunacağı baştan bilindiği için aynı politikaların sonuna kadar gidilemediğini; Varlık Vergisi ve gayrimüslimleri toplama kamplarına alma gibi girişimlerin İnönü'nün temkinli kişiliği sayesinde sınırlı kaldığını ifade ediyor. Ancak İnönü'nün 1950'den sonraki siyasi kariyerini, 27 Mayıs'ta radikal akımları frenlemede oynadığı olumlu role rağmen, Demirel ve Ecevit'le girdiği hırslı mücadelelerle kendi itibarını zedelediğini ve Türk siyasetini uzun süre kilitleyen bir fosilleşmeye katkıda bulunduğunu da sözlerine ekliyor.