create notifications

Hüseyin kültü, Aşura törenleri ve İran'ın direniş arketipleri

avatar

Sevan Nisanyan

@NisanyanS • 63K abone

5 görüntülenme 4 Ay önce Yapay zeka özeti

İran'da gözlemlediğim İslam, kurumsal rejimin ideolojisini çok aşan, neredeyse pagan bir Hüseyin tapkısına dayanıyor. Yılın en önemli olayı Aşure; Hüseyin'in tabutunu andıran kutsal bir nesne yıl boyu korunup törenlerle taşınıyor, insanlar kendilerini kırbaçlıyor. Bu, benim tanıdığım Sünni İslam'dan tamamen farklı, daha çok eski Hıristiyanlıktaki haksız yere idam edilmiş İsa kültünü anımsatan bir kültür. Türkiye'ye veya Arabistan'a hiç benzemiyor. Bu direniş ve şehitlik kültünün ne kadarının son dönem ürünü ne kadarının köklü gelenek olduğunu tam bilmiyorum, ama direniş sadece Şiilere özgü değil. Arketip meselesine gelince, Zerdüştlükte böyle bir ağıt veya mağduriyet geleneği olduğunu sanmıyorum; o daha çok devleti ve egemenliği kutsayan bir dindi. Asıl kırılma İslam fethinden sonra yaşanmış. Zerdüştlük bir direniş ideolojisine dönüşmüş. Özellikle Yezd'de ve İran'ın birçok yerinde karşılaştığım hikâye şu: Son Sasani şahının çocukları Müslüman zulmünden dağlara kaçıp bir mağarada kayboluyor ve gözyaşları kutsal pınarlar olarak akmaya devam ediyor. Bu tema, 'biz zulme uğradık ama üstünüz, çünkü yerleşik ve köklü bir halkız, onlar ise göçebe istilacılar' fikri, İran ulusal psikolojisinin temelinde yatıyor. Zerdüştlükteki iyilik-kötülük savaşında kimin kazanacağının belirsiz olması ve insanın aktif olarak iyiliğin tarafında savaşması gerektiği fikri, bu direniş hissini desteklemiş olabilir. İslam'daki gibi kötülüğün kıyamette mutlaka hesap vereceği kaderciliğe benzemiyor. Yani bu durum, arketipsel bir şeyden çok, İran'ın tarihsel deneyiminin, Arap istilasıyla başlayan mağduriyet algısının İslami motiflerle yoğrulmuş hali gibi görünüyor.