Hitler'in mutlak kötülük referansı olarak kullanılmasının siyasi düşünceye etkisi
Sevan Nisanyan
@NisanyanS • 63K abone
Sevan Nişanyan, konuşmasında önce siyasi ve ahlaki tartışmalarda mutlak iyi ya da mutlak kötü referanslarının düşünceyi kanser gibi sarıp zorbalık ve yalancılığa yol açtığını söylüyor. Hitler'in bu tür bir mutlak kötü sembolü haline gelmesinin sağlıklı tartışmayı imkânsızlaştırdığını belirtiyor; o dönemde Avrupa'nın en sofistike toplumunun Hitler'i coşkuyla desteklemesinin onun %100 kötü olamayacağının basit bir göstergesi olduğunu vurguluyor. 1918 sonrası Almanya ile Türkiye'yi karşılaştıran Nişanyan, iki ülkenin de haksız bir yenilgiye uğradıkları inancını taşıdığını ancak Türkiye'nin zayıf düşmanlar sayesinde yenilgiyi zafere dönüştürebildiğini, Almanya'nın ise güçlü komşular karşısında bunu yapamayarak 20 yıl sonra aynı duyguyla İkinci Dünya Savaşı’nı başlattığını anlatıyor. Almanların savaş stratejisinin iki cepheli savaştan kaçınma üzerine kurulduğunu, başarısız olunca Hitler'in seküler dünyanın şeytanı ilan edildiğini ifade ediyor. Nazi partisinin kısa sürede Marksist işçi tabanını ve Katolik Bavyera'yı kazanarak nasıl yükseldiğine, propaganda filminin yarattığı coşkunun aslında ulusal onurun iadesinden kaynaklandığına dikkat çekiyor. Son olarak Türkiye’nin endüstriyel kapasitesinin asla böyle bir patlama yaratamayacağını belirtiyor ve ABD’deki MAGA çevrelerinin “asıl düşman Stalin’di, Churchill bizi Hitler’e savaştırdı” tezine gülerek değiniyor. Konuşma, eşcinsellik ve nüfus meselesine dair yeni bir soruyla bölünüyor.